YAPAY ZEKÂ VE FiKRi MÜLKİYET HUKUKU
Yapay zekâ teknolojileri; öğrenme, algılama ve problem çözme süreçlerinde insan zekâsını taklit ederek dijital dönüşümün merkezine yerleşmiştir. Ancak bu otonom yapılar, geleneksel hukuk sistemimiz için hem yeni fırsatları hem de ciddi uyuşmazlıkları beraberinde getirmektedir.
1. Fikri Mülkiyet Mevzuatında İnsan Faktörü
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ve Sınai Mülkiyet Kanunu, eser sahibi ve buluşçunun gerçek kişi olduğu ön kabulüne dayanır. Mevcut mevzuat, makinelerin otonom üretimlerini kapsamına almamaktadır.
2. Yapay Zekâ Ürünlerinde Hukuki Boşluk
Dünyadaki yargı kararları, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin doğrudan telif hakkı korumasından faydalanamayacağını göstermektedir. İngiltere ve Çin gibi hukuk sistemlerinde verilen örnek kararlar, bir ürünün korunması için "insan beyninin ciddi çalışmasının" şart olduğunu vurgulamaktadır.
Avrupa Parlamentosu'ndan "Elektronik Kişilik" Önerisi
Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komitesi, otonom robotlar için "elektronik kişilik" statüsünü tartışmaya açmıştır:
Yapay zekanın eylemlerinden sorumlu tutulması,
Kusursuz sorumluluk ve zorunlu sigorta sistemleri,
Fikri hakların sözleşme ile devredilebilir olması.
3. Sonuç ve Gelecek Projeksiyonu
Yapay zekanın sağladığı "nimetler" ile yarattığı "külfetler" arasında denge kurulması elzemdir. Elektronik kişilik statüsü, gelecekte fikri mülkiyet haklarının sahipliği konusunda en güçlü çözüm adayı olarak görülmektedir.
Av. Bilal Gürel
GÜREL & KILIÇ HUKUK OFİSİ