YARGI PAKETLERİ

12. Yargı Paketi Kapsamında Faiz Oranları ve Alacak Tahsilatında Yeni Dönem


Türkiye'deki ekonomik dinamikler ve yüksek enflasyon ortamı, alacak-verecek ilişkilerinde alacağın zamanında tahsil edilmesi sorununu daha da önemli hale getirmiştir. Özellikle 2024 yılından itibaren yıllık %24 olarak uygulanan kanuni faiz oranının yüksek enflasyon karşısında alacağın reel değerindeki kaybı her durumda telafi edememesi, kanuni faiz sisteminin yeniden düzenlenmesini gündeme getirmiştir. Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Kanunla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, faiz miktarı sözleşmeyle belirlenmemişse kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanacaktır. Ayrıca, 30 Haziran günü itibarıyla ilgili reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde 80'i uygulanacaktır.

Bu yazıda, 12. Yargı Paketi ile kanuni faiz sisteminde yapılan değişikliği, ticari temerrüt faizi ve reeskont faizi ile arasındaki farkları, alacak davaları ve icra takipleri bakımından ortaya çıkabilecek sonuçları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususları ele alacağız.

Enflasyon Etkisi ve Yeni Düzenleme İhtiyacı

Kanuni faiz, sözleşmede faiz oranının belirlenmediği ve kanunen faiz ödenmesi gereken hâllerde uygulanan yasal faiz oranıdır. Önceki sistemde 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında uygulanan kanuni faiz oranı, 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık %24 olarak belirlenmişti. Yüksek enflasyon ortamında sabit bir oranın alacağın reel değerindeki kaybı her durumda karşılayamaması, Anayasa Mahkemesinin de değerlendirmesine konu olmuş ve yeni bir düzenleme yapılmasının önünü açmıştır.

Alacağın uzun süre tahsil edilememesi hâlinde alacaklının uğradığı kayıp yalnızca faiz oranıyla sınırlı olmayabilir. Özellikle yüksek enflasyon, döviz kuru değişimleri veya paranın alternatif kullanım imkânlarının kaybı gibi unsurlar somut olayda ayrıca önem taşıyabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde düzenlenen aşkın zarar (munzam zarar) hükümleri de bu çerçevede ayrıca değerlendirilebilir. Bununla birlikte, munzam zarar talebinin kabulü için somut zararın ve kanuni şartların ortaya konulması gerekir.

7589 sayılı Kanun ile kanuni faiz oranı artık sabit bir yüzde üzerinden belirlenmek yerine TCMB'nin reeskont oranına bağlanmıştır. Böylece kanuni faiz oranının ekonomik koşullardaki değişimlere belirli dönemlerde uyum sağlayabilmesi amaçlanmıştır.

Eski Düzenleme ile Yeni Düzenlemenin Karşılaştırması

12. Yargı Paketi ile getirilen değişikliğin en önemli özelliği, kanuni faiz ile ticari temerrüt ve reeskont faizinin birbirinden ayrılmasıdır. Yeni düzenleme özellikle kanuni faizin belirlenme yöntemini değiştirmiştir; ticari temerrüt faizi ve reeskont oranı bakımından ise 3095 sayılı Kanun'un diğer hükümleri ve TCMB tarafından belirlenen oranlar ayrıca dikkate alınmaya devam etmektedir.

Faiz TürüEski Düzenleme (12. Yargı Paketi Öncesi)Yeni Düzenleme (12. Yargı Paketi Sonrası)Uygulama Alanı
Kanuni FaizYıllık %24 (sabit oran)TCMB'nin ilgili dönemde esas alınan reeskont oranının %80'iSözleşmeyle faiz miktarı belirlenmemiş ve TBK veya TTK uyarınca faiz ödenmesi gereken hâller
Ticari Temerrüt (Avans) Faizi3095 sayılı Kanun m.2 kapsamında TCMB kısa vadeli avans oranı esas alınabilir3095 sayılı Kanun m.2'deki sistem uygulanmaya devam eder; oran TCMB'nin belirlediği avans faiz oranına göre belirlenirTicari işlerde temerrüt hâlleri ve kanunun öngördüğü diğer durumlar
Reeskont FaiziTCMB tarafından belirlenen reeskont/iskonto oranıTCMB tarafından belirlenen oran uygulanmaya devam eder; 12. Yargı Paketi reeskont oranını TÜFE'ye bağlamamıştırReeskont işlemleri ve mevzuatın ilgili hükümlerinde öngörülen durumlar
Kanuni Faiz ve Reeskont Faizinde Yaşanan Radikal Dönüşüm

Yeni yasal düzenlemenin en önemli sonucu, kanuni faiz oranının belirlenme yönteminin değiştirilmesidir. Burada kanuni faiz ile reeskont faizinin aynı şey olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Kanuni faiz artık belirli bir formül çerçevesinde TCMB'nin reeskont oranına bağlanmış olmakla birlikte, reeskont faizi kendi başına TCMB tarafından belirlenen bir faiz oranıdır.

Kanuni Faizde Dinamik Dönem

7589 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, faiz miktarı sözleşmeyle belirlenmemişse yıllık kanuni faiz, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanacaktır. Eğer 30 Haziran günü itibarıyla reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde 80'i uygulanacaktır.

Dolayısıyla yeni sistem doğrudan TÜFE'ye endeksli değildir. TÜFE, yeni kanuni faiz oranının hesaplanmasında kanunda doğrudan esas alınan bir veri değildir. Esas alınan gösterge TCMB'nin ilgili reeskont oranıdır.

Örneğin 31 Aralık 2025 tarihinde TCMB'nin kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı yıllık %38,75 olarak belirlenmiş olduğundan, 2026 yılının ilk yarısında yeni formül bakımından esas oran %31 seviyesindedir. Yılın ikinci yarısında ise 30 Haziran itibarıyla ilgili reeskont oranında kanunda belirtilen beş puanlık fark oluşması hâlinde ikinci yarı için ayrıca yeni oran hesaplanır.

Reeskont Faizinin Önemi ve Kanuni Faizden Farkı

Reeskont faizi, TCMB'nin reeskont işlemlerinde uyguladığı faiz oranıdır. 12. Yargı Paketi ile yapılan değişiklik, bu oranın kendisini TÜFE'ye veya başka bir enflasyon göstergesine bağlamamıştır. Kanuni faiz bakımından yapılan değişiklik ise bu reeskont oranının belirli bir yüzdesinin kanuni faiz oranının belirlenmesinde kullanılmasını öngörmektedir.

Ticari işlemlerde uygulanacak temerrüt faizi ise ayrıca 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında değerlendirilir. Ticari işlerde TCMB'nin kısa vadeli avans işlemleri için belirlediği faiz oranı, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde temerrüt faizi bakımından önem taşır. Bu nedenle ticari temerrüt faizi ile kanuni faizin aynı oran olduğu veya her durumda aynı şekilde hesaplandığı düşünülmemelidir.

Alacak Davaları ve İcra Takiplerine Etkisi

Kanuni faiz sistemindeki değişikliğin alacak davaları ve icra takipleri bakımından önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir. Bununla birlikte, her alacak bakımından aynı faiz oranının uygulanacağı düşünülmemelidir. Faiz türünün belirlenmesinde alacağın hukuki kaynağı, tarafların sıfatı, işlemin ticari niteliği, sözleşmede faiz düzenlemesi bulunup bulunmadığı ve temerrüt koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Alacak Davalarında Süreç Nasıl İşleyecek?

Derdest alacak davalarında yeni düzenlemenin uygulanması bakımından somut olayın özellikleri önem taşımaktadır. 7589 sayılı Kanun'un 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yaptığı değişiklik bakımından ayrıca özel bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Bu nedenle yalnızca davanın açılış tarihine bakılarak faiz oranının belirlenmesi doğru değildir.

Özellikle faiz başlangıç tarihi, temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, alacağın sözleşmeden veya kanundan doğup doğmadığı ve uygulanacak faiz türü ayrı ayrı incelenmelidir. Bu nedenle 2025 yılında açılmış bir davada geçmiş dönemin otomatik olarak %24, yürürlük tarihinden sonraki dönemin ise otomatik olarak yeni oran üzerinden hesaplanacağı şeklinde genel bir kural koymak hukuken isabetli değildir. Bilirkişi hesaplamalarında somut alacağın niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri esas alınmalıdır.

İcra Takiplerinde Alacaklı ve Borçlu Dengesi

İcra takiplerinde uygulanacak faiz de takip konusu alacağın niteliğine göre belirlenir. İlamsız veya ilamlı takiplerde takip talebinde gösterilecek faiz türünün, alacağın dayanağına ve uygulanacak maddi hukuk hükümlerine uygun olması gerekir. Yeni kanuni faiz sistemi, her icra dosyasında otomatik olarak daha yüksek bir faiz oranının uygulanacağı anlamına gelmez.

Örneğin sözleşmeden doğan ve faiz oranı sözleşmeyle belirlenmemiş bir alacakta kanuni faiz hükümleri gündeme gelebilirken, ticari iş niteliğindeki bir alacakta 3095 sayılı Kanun'un ticari temerrüt faizine ilişkin hükümleri uygulanabilir. Kambiyo senetlerinde ise senedin niteliği ve ilgili kambiyo hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.

  • Tahsilat Süreci: Kanuni faiz oranının ekonomik göstergelere bağlanması, alacağın uzun süre tahsil edilmemesi hâlinde faiz hesabının önceki sabit sisteme göre farklılaşmasına neden olabilir.
  • İtirazın İptali Davaları: İcra takibine yapılan itirazın haksız olduğunun tespiti hâlinde, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesindeki şartlar oluşmuşsa icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Kanunda tazminatın %20'den aşağı olmaması öngörülmektedir. Bunun yanında, takip konusu alacağa uygulanacak faiz ayrıca değerlendirilir.
Yeni Düzenleme Kimleri Etkiliyor?

Kanuni faiz sistemindeki değişiklik, özellikle sözleşmeyle faiz oranı belirlenmemiş ve kanuni faiz uygulanması gereken alacaklar bakımından önem taşımaktadır:

  • Bireysel Alacaklılar (Vatandaşlar): Kanuni faiz uygulanması gereken alacaklarda faiz oranının ekonomik koşullara daha fazla uyum sağlayabilmesi, uzun süre tahsil edilemeyen alacaklar bakımından önem taşımaktadır. Ancak her alacakta otomatik olarak yeni kanuni faiz uygulanacağı söylenemez.
  • Ticari İşletmeler ve Tacirler: Ticari alacaklarda uygulanacak faiz, kanuni faizden ayrı olarak 3095 sayılı Kanun'un ticari temerrüt faizi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
  • Borçlular: Borcun zamanında ödenmemesi hâlinde uygulanacak faiz, alacağın hukuki niteliğine göre değişeceğinden borçlular açısından da takip ve dava aşamasında hangi faiz türünün uygulandığının kontrol edilmesi önem taşımaktadır.
  • Avukatlar ve Hukuk Büroları: Dava ve icra takiplerinde faiz talebinin doğru hukuki dayanağa oturtulması, özellikle kanuni faiz ile ticari temerrüt faizi arasındaki ayrımın gözetilmesi ve farklı dönemlere ilişkin oranların doğru uygulanması daha da önem kazanmıştır.
Sonuç

7589 sayılı Kanun ile kanuni faiz bakımından önemli bir sistem değişikliğine gidilmiştir. 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yapılan değişiklikle sabit kanuni faiz oranı yerine, TCMB'nin kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının belirli bir yüzdesini esas alan bir hesaplama yöntemi getirilmiştir. Böylece kanuni faiz oranının ekonomik koşullardaki değişimlere belirli dönemlerde uyum sağlayabilmesi amaçlanmıştır.

Ancak bu değişiklik, kanuni faiz ile ticari temerrüt faizi veya reeskont faizinin aynı hâle geldiği anlamına gelmemektedir. Ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi bakımından 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi; reeskont bakımından ise TCMB tarafından belirlenen ilgili oranlar ayrıca dikkate alınmalıdır.

Yeni sistemin en önemli noktalarından biri de kanuni faizin doğrudan TÜFE'ye endekslenmemiş olmasıdır. Kanunda esas alınan gösterge TCMB'nin reeskont oranıdır. Bu nedenle uygulamada faiz hesabı yapılırken yalnızca enflasyon oranına bakılması yeterli olmayacak; ilgili dönemde yürürlükte bulunan reeskont oranı, kanundaki hesaplama yöntemi ve alacağın hukuki niteliği birlikte değerlendirilecektir.

Değerlendirmememiz

Nacizane bir hukukçu olarak değerlendirdiğimizde, 12. Yargı Paketi ile kanuni faiz sisteminde yapılan değişikliğin en önemli yönü, sabit bir faiz oranından ekonomik göstergelerle bağlantılı bir sisteme geçilmiş olmasıdır. Bununla birlikte, yeni sistemin doğrudan TÜFE'ye endeksli olmadığı ve ticari temerrüt faizi ile kanuni faizin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği özellikle vurgulanmalıdır.

Uygulayıcılar bakımından en önemli konu, faiz türünün doğru belirlenmesi ve farklı dönemlerde uygulanması gereken oranların somut alacağın niteliğine göre hesaplanmasıdır. Özellikle derdest davalar ve devam eden icra takiplerinde yalnızca dava veya takip tarihine bakılarak faiz hesabı yapılması yerine, alacağın doğumu, temerrüt tarihi, sözleşme hükümleri, uygulanacak faiz türü ve ilgili dönemde yürürlükte bulunan mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak 12. Yargı Paketi ile kanuni faiz bakımından önemli bir dönüşüm gerçekleştirilmiş olmakla birlikte, bu değişiklik "tüm alacaklarda yüksek faiz uygulanacağı" veya "kanuni faizin TÜFE'ye bağlandığı" şeklinde yorumlanmamalıdır. Doğru faiz hesabı, her somut olayda alacağın hukuki kaynağı ve uygulanacak özel hükümler dikkate alınarak yapılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular
1. 12. Yargı Paketi ile kanuni faiz oranı %24'ten yüzde kaça yükseltildi?

Kanuni faiz artık sabit %24 oranı üzerinden belirlenmemektedir. 7589 sayılı Kanun ile 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi değiştirilmiş ve sözleşmeyle faiz miktarı belirlenmemişse kanuni faizin, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i üzerinden hesaplanması öngörülmüştür. 30 Haziran günü ilgili reeskont oranı önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın %80'i uygulanacaktır.

2. Halen devam eden alacak davam var, yeni faiz oranları benim davamda da uygulanacak mı?

Yeni düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak devam eden davalarda uygulanacak faiz bakımından yalnızca dava tarihine bakmak yeterli değildir. Alacağın hukuki niteliği, faiz başlangıç tarihi, temerrüt durumu ve ilgili dönemlerde yürürlükte bulunan hükümler birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle her devam eden dava bakımından otomatik bir faiz hesabı yapılamaz.

3. İcra takibindeki borcuma yeni faiz oranı geriye dönük işler mi?

Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önceki dönemler bakımından faiz, o dönemde uygulanması gereken mevzuat ve alacağın niteliği dikkate alınarak belirlenir. 7589 sayılı Kanun ile getirilen yeni kanuni faiz sistemi 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçmiş dönemlerin otomatik olarak yeni oran üzerinden hesaplanması söz konusu değildir.

4. Munzam zarar davası açmama gerek kaldı mı?

Hayır. Yeni kanuni faiz sistemi, TBK'nın 122. maddesinde düzenlenen aşkın zarar (munzam zarar) talebini ortadan kaldırmamıştır. Kanuni faiz ile karşılanmayan somut bir zarar bulunduğu ve TBK m.122'deki şartların gerçekleştiği ispatlanabildiği takdirde munzam zarar talebi gündeme gelebilir.

5. Ticari davalarda reeskont mu yoksa kanuni faiz mi talep etmeliyim?

Her ticari uyuşmazlıkta otomatik olarak aynı faiz türü uygulanmaz. Faiz türü; işlemin ticari niteliği, tarafların tacir sıfatı, sözleşme hükümleri, temerrüt koşulları ve varsa kambiyo senedine ilişkin özel hükümler dikkate alınarak belirlenmelidir. Ticari işlerde 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki ticari temerrüt faizi hükümleri ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle her durumda yalnızca daha yüksek olan faizin talep edilmesi gerektiği şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.


Av. Yasin Koray Kılıç

GÜREL & KILIÇ HUKUK OFİSİ

İlgili Yayınlar
Bize Ulaşın