İSTİHKAK DAVASI VE İCRA HUKUKUNDA İSPAT
Av. Bilal Gürel
İstihkak davası, pratikte yaşanan çeşitli hukuki ihtilaflara bağlı olarak açılan ve iş hayatı ile icra takipleri sürecinde sık karşılaşılan davalardan biridir. Bu hukuki müessese, çok farklı hukuki nedenler temelinde açılabildiği için mevzuatımızda da çeşitli kanunlar içerisinde dağınık düzenlemeler barındırmaktadır. Davanın temel talebi mülkiyet veya rehin hakkının tespitine ilişkin olduğundan, hukuki zemini son derece yüksek ehemmiyet arz etmektedir.
Bir kişinin elinde bulunan bir malın kime ait olduğunun tespiti için açılan istihkak davaları, doğduğu bağlama göre değişiklik gösterir. Bunlar; miras hukuku içerisinde miras sebebiyle istihkak, eşya hukuku içerisinde taşınır malın rıza dışı elden çıkması durumunda açılan istihkak ve icra hukuku içerisinde hacizden kaynaklanan istihkak olarak örneklendirilebilir. İşbu incelememizde, tamamen icra hukuku içerisinde yer alan haciz müessesesinden kaynaklanan istihkak davaları irdelenecektir.
İcra ve İflas Kanunu Çerçevesinde İstihkak İddiası Prosedürü
Bir borçluya yönelik yapılan hacizler sırasında, alacaklı tarafça borçluya ait olduğu iddia edilen bir mal üzerinde; haciz işlemi esnasında veya sonrasında borçlu yahut bir başka üçüncü kişi tarafından mülkiyet hakkı iddia edilirse, bu malın mülkiyetinin ve haczin geçerliliğinin belirlenmesi amacıyla açılan davaya istihkak davası denir.
09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca, borçlunun elinde bulunup haczolunan mal başkasının mülkü veya rehni olarak gösterilirse icra dairesi bu iddiaları tutanak altına alır. İcra dairesi ilgili tutanağı alacaklı ve borçlu tarafa bildirir. Tarafların üç gün içerisinde istihkak iddiasına karşı itirazlarını sunması gerekir; aksi takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. İstihkak iddiasına itiraz edilmesi halinde icra müdürü dosyayı derhal icra mahkemesine iletir. Mahkeme, takibin devamına veya ertelenmesine (talikine) karar verir.
■ Malın Borçlu Elinde Olması (İİK m. 96)
Mal borçlunun zilyetliğinde veya borçlu ile üçüncü kişinin ortak zilyetliğinde (İİK m. 97/a) haczedilmişse, süreç İİK m. 96-97 uyarınca yürütülür. İcra mahkemesi takibin talikine karar verirse, üçüncü kişiye davasını açması için 7 günlük kesin süre tanınır.
■ Malın Üçüncü Kişi Elinde Olması (İİK m. 99)
Haczedilen mal, borçlunun elinde değil de istihkak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, icra müdürü tarafından üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde dava açması için alacaklıya 7 gün süre verilir. Aksi halde iddia kabul edilmiş sayılır.
Eğer haczedilen mal bir başka dördüncü kişinin elinde bulunuyorsa, bu kişinin beyanına göre hareket edilir. Dördüncü kişi malı borçlu adına bulundurduğunu söylerse İİK m. 96, üçüncü kişi adına bulundurduğunu iddia ederse İİK m. 99 hükümleri tatbik edilir.
“Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre; istihkak davasının nihai amacı tam anlamıyla soyut bir gerçek maliklik durumunun saptanmasından ziyade, yapılan haciz işleminin belirli bir hak iddiası karşısında hukuken geçerli ve ayakta olup olmayacağının tespit edilmesidir.”
İstihkak Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Kriterleri
İstihkak davalarında yasal mevzuat uyarınca görevli mahkeme **İcra Hukuk Mahkemesi** olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkemenin tespiti noktasında ise hacze konu malın taşınır veya taşınmaz olması ile icra takibinin başlatıldığı tarihe göre ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir:
1. HACZEDİLEN MAL TAŞINMAZ İSE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 12 uyarınca, taşınmazın aynından doğan davalardaki kesin yetki kuralı gereğince **taşınmazın bulunduğu yer icra mahkemesi** kesin yetkilidir.
2. HACZEDİLEN MAL TAŞINIR İSE:
• 01.10.2011 Tarihinden Sonraki Takiplerde: Davalı alacaklının yerleşim yerindeki icra mahkemesi ya da asıl icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi yetkilidir.
• 01.10.2011 Tarihinden Önceki Takiplerde: Eşyanın bulunduğu yer, haczin konulduğu yer, davalının yerleşim yeri veya talimat haczini uygulayan yer icra mahkemeleri yetkili kılınmıştır.
Burada önemle ifade edilmelidir ki, taşınır mallara ilişkin istihkak davalarında yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olmadığından hâkim tarafından resen dikkate alınmaz. Davalı taraf, süresi içinde sunduğu ilk itiraz dilekçesi ile yetkili icra mahkemesini açıkça göstererek yetki itirazında bulunmalıdır.
Mülkiyet hakkına ve zilyetlik karinelerine dayanan istihkak davaları, hukuki zemini son derece titiz örülmesi ve sürelerin ciddiyetle takip edilmesi gereken teknik süreçlerdir. Aksi halde, usuli bir hata ya da ihmal nedeniyle taraflar nezdinde geri dönülemez maddi kayıplar doğabilmektedir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli uzman bir avukat kanalıyla yürütülmesi tavsiye olunur.